Perşembe, Temmuz 27, 2006

Tatilin ardından...

İlk boş vaktimde buraya kapsamlı bir tatil özeti çıkarmayı planlıyorum..

Perşembe, Temmuz 20, 2006

Milano

Tatilin son gunu ve Milano.. Sevgili seyirciler, gun gecmiyor ki mimari olarak ozenerek yapilmis bir sehir ile daha karsi karsiya kalmayalim. Merkezde her yer eski ihtisamli binalar ve asiri pahali butikler, dukkanlar, sokaklarda yuruyen fashion tv modelleri.. Biraz etrafa gidildikce sehrin kendi insanlari, gene klasik binalar ve plazalar (ufak meydanlar, burada piazzo galiba). Ve gene butun avrupa sehirlerinde oldugu gibi aksam 7den itibaren sokaklarda icen genclik.. Fiyat olarak ispanyadan pahali fransadan ucuz. (Fransa zaten insanlik disi) Gelir gelmez once metroda insanlara carptim sonra yemekte kolami yerlere doktum ve tek kelime italyanca bilmedigimden oturu sadece kipkirmizi olmakla yetiniyorum, sonra olay yerinden uzamaca..

Yarin aksam buraya 50km uzaktaki sehrin 3uncu havalanindan ucaga binerek eve donuyorum. Turkiyeyi ozledim ama diger yandan da tatilin son gunu olmasi burukluk yaratmakta.. Seneye umarim devamini getirebilirim, gercekten yorucu fakat guzel bir tecrube oldu. (Ama bi daha yalniz gitmem)

Salı, Temmuz 18, 2006

Nice

Dun aksam geldigim Nice gelir gelmez 6 euroluk marlboro pakedi ile bu alanda kirilmasi guc bir rekora imza atti. Zaten 2 haftadir sanvicten ve mcdonaldstan baska birsey yemiyordum, burada sandvic bile pahali, tek care mcdonalds..

Diger yandan sehir cok guzel, onunde kilometrelerce uzanan bir plaji var. Ama plaj denmesi ne kadar dogru bilemiyorum cunku "kumsal" koca koca taslardan ibaret ama denizi de tertemiz ve berrak.

Bu kadar uzun bir rota icin en az 1 ay ayirmak gerekiyormus. Zira ben bu haftasonu Yunanistandan donmeyi planliyordum ama daha buradayim. O yuzden italya`nin guneyi ve yunanistan`i gormeyi bir baska bahara birakiyorum ve cuma aksami milano`dan ucaga binerek geri donuyorum..

Cumartesi, Temmuz 15, 2006

son gun



barcelonadaki son aksam. yarin sabah erken saatlerde montpellier veya gidebilirsem nice'e kadar gitmek uzere yola cikiyorum. ev ortaminin rahatligina tekrar alistiktan sonra yolculugun 8-10 gun surecek ikinci bolumu basliyor. nice'ten sonra floransa, roma ve napoli uzerinden feribotla yunanistan´a gecip oradan geliyorum.

burasi da gercekten gozumde yasanabilir sehirler arasina girdi. duzgun caddeler, rahat insanlar, plazalar ve sokak sanatcilari ile cok hos bir genel gorunume sahip. kaya ve laura´ya hersey icin buradan tekrar sonsuz tesekkur ediyorum.

Çarşamba, Temmuz 12, 2006

Viva España



Sisesi 2 euro olan yarim litrelik sulardan, tanesi 5 euro olan biralardan ve duzenli duragan habitatlardan sonra geldigim barcelona'da sinirdan itibaren kuyruklar, sehir icinde arabalar ve korna sesleri, 12 tanesi 4 euro'ya biralar ve antalyavari sicak ile sonunda biraz akdeniz medeniyetine ererek kendimi daha rahat hissettigim bir mekana geldim. Grenoble'dan buraya 12 saatlik tren yolculugu oldukca zorlu gectiyse de, barcelona'daki ilk gunum sonunda oldukca mutlu durumdayim. Burada Kaya ve Laura'nin sehir merkezine oldukca yakin olan super evlerinde kaliyorum. Saolsunlar, evin anahtarini bile verdiler ve beni yuksek miktarlarda masraftan kurtarmaktalar.

Ispanya'da tamamen ciplak gezmek kanunen serbest. Eh tabi ben de gelir gelmez attim donu atleti.. Vasat komiklik bir yana, gercekten de ciplak gezenler var. Ortam gercekten cok canli; turistler ve yerliler biraz antalya, biraz istanbul, biraz izmir'in karisimi, daha modern, daha duzgun dizayn edilmis bir sehirde avrupa' oranla daha kaotik sartlarda yasiyorlar.. Insanlar arkadas canlisi, bakkallari marketleri ayni bizdeki gibi.

Bu gece Kaya ile disari cikiyoruz.. Barcelona'dan ayrilmadan kesin bir kere daha yazarim, su anda pek vakit yok.. Adios!

Pazartesi, Temmuz 10, 2006

The French Alps



Dun gece itibariyle cok uzun bir tren yolculugundan sonra Fransa-Grenoble'a Erdem'in yanina geldim. Almanya'da gecirdigim 2 gun icerisinde dogrusu pek bisey goremedim. Tek gordugum almanlarin dunya kupasindaki derecelerinden dolayi acaip mutlu ve gururlu olduklari idi. Her tarafta Alman bayraklari ve formayla gezen tipler vardi. Valla biz bu kadar sevinmemistik 3unculuge...

Su ana kadar gecen surede ogrendigim cok onemli bir ders var; asla ve asla yuksek sesle turkce konusmayin.. cunku turkler cok hizli bir sekilde gelip lafa tutma, yardim isteme ve lyon'a giden okuz kadar kardeslerini size emanet etme potansiyeline sahipler. Evet, Strasbourg'da trenimi beklerken gazetelere bakip "aa hurriyet varmis" deyiverdim.. Lafi soylememle birlikte 2 dakika icerisinde lyon'a giden 25 yasinda hic bir dil bilmeyen bir adamin sorumlulugu uzerime yuklendi. trende 5 saat birlikte oturmak zorunda kalmak bir yana, yanlis bilet alan arkadasimizin ingilizce bilmeyen konduktorle yasadigi sorunlari da cozmek bana kaldi.. oof ki ne of..

fransa ve almanya'da bazi trenler inanilmaz. 2. sinif diye bindigim vagonlar bazen business class thy'den bile daha konforlu oluyor. bazen de normal eski trenler fakat sonucta hepsi oldukca hizli.. avrupa'nin kuzeyinden guneyine 8.5 saatte gectim tren ile..

finali seyredeyim diye aceleyle geldigim fransa'da adamlar tabi kaybedince cok uzuldu.. benim de kazanan ulkeyle tur atma umutlarim hem almanyada hem de fransada sonmus oldu boylece.

grenoble fransa'nin alpler bolgesinde oldukca guzel bir sehir. 3 gundur gunes goremiyordum fakat bugun hava gunesli gozukuyor ve ben de birazdan teleferikle bi dagin tepesine cikmayi planliyorum.. buradan sonraki durak barcelona..

Çarşamba, Temmuz 05, 2006

5 temmuz


amsterdamda sondan bir onceki gun.. yarin aksam genceyi yolcu ettikten sonra ben de obur gun final havasi koklamaya almanyaya dogru geciyorum..

bugun bisiklet kiralayip sehirde dolastik ve rahat bir sekilde soylenebilir ki olay bisiklet ve bisiklet icin de en iyi sehir amsterdam. 1 saat icinde sehrin her yerine cok rahat bir sekilde gidilp gelinebiliyor, butun trafik tamamen bisikletlerin iyiligi icin duzenlenmis.. bu bilgisayarlarda usb girisi olmadigi icin henuz resim koyamiyorum ilk buldugum yerde hepsine resimleri eklerim diyorum ve sozu genceye birakiyorum..

áslinda arasín dediklerine katiliyorum. ama bisiklet olmasa da amsterdam en iyi sehir. ama bisiklet gercekten gercekten muhtesembir rahatlik kazandiriyor ortama. 2 saatte yurup geldigimiz yerlere 10 dakkada gidebilmek super oldu. yarin ben donuyorum ve aras kardesimize avrupanin yollairni aciyoruz. amsterdamda calismayi dusunucek kadar sevdim burayi. kesin gelmek yasamak lazim..

aras & gence

Pazar, Temmuz 02, 2006

en uzun gun


cok zorlu bir maceranin ardindan amsterdam'daki ikinci gunumuzun aksamina gelmis bulunuyoruz. saat gece 3:30da gittigimiz havaalaninda vizemizi fransa uzerinden aldigimiz icin havayolu sirketinin en isguzar insani bizle 2 saat boyunca ucaga sizi alamam eve donun diye kavga etti. en son aras kardesimizin sinirden gozlerinden yaslar suzulunce polisler imana geldiler ve bize izin verdiler. ama hollandadan %50 geri cevrilirsiniz ve ayni ucakla geri gelirsiniz dedikleri icin, butun ucak yolculugu boyunca karnimiza agrilar girdi. ama sonunda guleryuzlu bir hollandali bayan yetkilinin bizi aninda gecirmesiyle halaylar cekildi.

3 saat kadar otobus ve tren yolculuklarindan sonra amsterdama ulasildi ve otele yerlesildi. kotu bir oteldi ama zaten hemen ciktik ve amsterdam turu attik oglen 2 de. sonra gelip 3 saat uyuduktan sonra taksimde baslayan 1 temmuz gunu amsterdamdaki 11. kattaki bir klupte noktalandi.. gercekten en uzun gun..

2 temmuzda gectigimiz flying pig adli hostel cok daha guzel. son bir uyari: aman sizi sacma sapan havayolu sirketleri calisanlarinin yildirmasina izin vermeyin ve gerekirse aglayin!! o gerzek yuzunden su anda evlerimizde oturuyor olabilirdik..

gence & aras

Cuma, Haziran 30, 2006

saatler sayılı...



30 haziran ZAFER BAYRAMI!!! işte İstanbul'daki son günümüzde sabah alışverişimizi tamamladık ve su anda bavullar toplanıyor.. heyecan doruk noktada.. bu gece 10 gibi taksimde içmeye baslayıp gece saat 3 gibi havaalanına uykusuz gitme planlarımız var.. yarın bu saatlerde amsterdam sokaklarında cirit atıyor olacagız..

kafaya koymadan olmuyor.. gence askerdeyken yapmaya başladığımız amsterdam planlarında her zaman olduğu gibi son dönemece girerken geliyorum diyenlerin hepsi birer birer vazgeçti.. ama biz 1 temmuz dedik, 1 temmuz'da gidiyoruz!! temmuz sonu görüşmek üzere...

aras&gence istanbul 30 haziran 2006

Salı, Haziran 27, 2006

4 gün kala...


Kafamdaki rota genel olarak bu şekilde.. Amsterdam'dan başlayarak önce Dünya Kupası havası koklamak için Almanya, oradan Erdem Kısakürek'in yaşadığı Fransa'nın Grenoble kenti ve oradan Kaya Aykut'un yeni vatanı Barcelona... Bu hedefler doğrultusunda aralardaki yollar değişiklik gösterebilir. Ve bir aksilik olmasa Barcelona'da Hasaaaaan Gediiiizzz de bana katılıyor.. Ondan sonra ise sahilden yukardan aşağıya doğru İtalya ve feribotla Yunanistan ve sevgili Türkiye...